ŞİRKET YÖNETİMİ VE SORUMLULUKLAR (II)
Şirket Borcu Her Zaman Şirketin Borcu Mudur?
Giriş
Şirket kurmanın en önemli sebeplerinden biri ticari faaliyetlerden kaynaklanan risklerin belirli ölçüde sınırlandırılmasıdır. Özellikle limited şirketler ve anonim şirketler, ortaklarından ve yöneticilerinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmaları nedeniyle ticari hayatta en fazla tercih edilen şirket türleri arasında yer almaktadır.
Bu nedenle birçok girişimci ve yönetici, şirket adına yapılan işlemlerden doğan tüm borçların yalnızca şirket tarafından karşılanacağını, kişisel malvarlığının ise bu risklerden tamamen korunduğunu düşünmektedir.
Gerçekten de Türk Ticaret Kanunu sisteminde temel kural budur. Şirketin borcu şirketin borcudur. Şirket malvarlığı ile ortakların ve yöneticilerin malvarlığı birbirinden ayrıdır.
Ancak uygulamada birçok yönetici, yıllarca şirket adına işlem yaptıktan sonra vergi dairelerinden gelen ödeme emirleriyle, icra takipleriyle veya tazminat davalarıyla karşılaşabilmektedir. Bazı durumlarda ise şirket adına atılan bir imza, yöneticinin şahsi malvarlığı üzerinde sonuç doğurabilmektedir.
Bu nedenle şirket yöneticilerinin bilmesi gereken en önemli konulardan biri, şirket borcunun hangi noktada yöneticinin kişisel sorumluluğuna dönüşebileceğidir.
Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin sorumluluğunun yalnızca şirket yönetmekten ibaret olmadığı; bazı durumlarda doğrudan şahsi malvarlıklarına kadar uzanabildiği görülmektedir.
Bu kapsamda özellikle şu üç sorunun cevaplandırılması gerekir:
- Şirket borçları ödenmezse yöneticilerin malvarlığına gidilebilir mi?
- Yetkisiz temsil ile yapılan işlemler şirketi bağlar mı?
- Yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlali hangi sonuçları doğurur?
Şirket Borçları Ödenmezse Yöneticilerin Malvarlığına Gidilebilir mi?
Türk ticaret hukukunun temel prensibi, sermaye şirketlerinin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.
Bu nedenle anonim şirketlerde ve limited şirketlerde şirket borçlarından dolayı öncelikle şirket malvarlığı sorumludur.
Örneğin;
- tedarikçi borçları,
- kira borçları,
- ticari kredi borçları,
- mal satışından kaynaklanan alacaklar,
bakımından kural olarak alacaklı doğrudan şirket yöneticisine başvuramaz.
Ancak bu kuralın önemli istisnaları bulunmaktadır.
Limited Şirket ile Anonim Şirkette Yönetici Sorumluluğu Aynı Mıdır?
Uygulamada en sık karşılaşılan yanlış bilgilerden biri, anonim şirket kurulduğunda yöneticilerin veya ortakların hiçbir şekilde sorumluluğunun kalmadığı düşüncesidir.
Oysa Türk hukukunda limited şirketler ile anonim şirketler arasında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte her iki şirket türünde de belirli şartların gerçekleşmesi halinde yöneticilerin kişisel sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Limited Şirketlerde Müdürlerin Sorumluluğu
Limited şirketlerde şirketin yönetim ve temsili müdür veya müdürler tarafından yürütülmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca limited şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları müdürlerden tahsil edilebilir.
Bu nedenle;
- vergi borçları,
- SGK primleri,
- bazı idari para cezaları,
- kamu kurumlarına olan belirli yükümlülükler,
bakımından müdürlerin kişisel sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, idarenin öncelikle şirket malvarlığına başvurmak zorunda olmasıdır.
Şirketten tahsil imkanı bulunmadığının ortaya çıkması halinde müdürlerin sorumluluğu gündeme gelir.
Danıştay’ın yerleşik uygulamalarında da bu husus özellikle vurgulanmaktadır.
Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Durumu
Anonim şirketlerde ortaklar kural olarak yalnızca taahhüt ettikleri sermaye miktarı kadar sorumludur.
Bu nedenle şirketin ticari borçlarından dolayı ortakların şahsi malvarlığına gidilmesi mümkün değildir.
Ancak yönetim kurulu üyeleri ve şirketi temsil eden kanuni temsilciler bakımından durum farklıdır.
Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca tüzel kişilerin vergi ödevleri kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmektedir.
Şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının belirli şartlar altında kanuni temsilcilere yöneltilmesi mümkündür.
Bu nedenle anonim şirketlerde de yönetim kurulu üyeleri veya temsil yetkisine sahip kişiler kamu alacakları bakımından sorumluluk riski taşıyabilmektedir.
Dolayısıyla anonim şirket yapısı yöneticilere önemli koruma sağlamakla birlikte, kamu alacakları bakımından mutlak bir dokunulmazlık sağlamamaktadır.
Ticari Borçlar Bakımından Ortak Kural
Gerek limited şirketlerde gerek anonim şirketlerde;
- banka kredileri,
- ticari mal satışları,
- hizmet sözleşmeleri,
- kira ilişkileri,
- tedarikçi borçları,
bakımından temel kural şirket tüzel kişiliğinin sorumlu olmasıdır.
Ancak bazı durumlarda yöneticilerin şahsi sorumluluğu da gündeme gelebilir.
Örneğin;
- şahsi kefalet verilmesi,
- garanti taahhüdü altına girilmesi,
- alacaklıları zarara uğratacak işlemler yapılması,
- kusurlu yönetim nedeniyle zarar doğması,
halinde yöneticiye doğrudan başvurulabilmesi mümkündür.
Kusurlu Yönetim Nedeniyle Sorumluluk
Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi uyarınca yöneticiler ve yönetim kurulu üyeleri kusurlarıyla verdikleri zararlardan sorumludur.
Bu sorumluluk yalnızca şirkete karşı değil;
- pay sahiplerine,
- şirket alacaklılarına,
- bazı durumlarda üçüncü kişilere karşı da ortaya çıkabilir.
Örneğin;
- şirket varlıklarının bilinçli şekilde azaltılması,
- muhasebe kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulması,
- şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanılması,
- açık finansal risklerin görmezden gelinmesi,
durumlarında yöneticiler şahsen sorumlu tutulabilir.
Yargıtay uygulamasında da yönetim yetkisinin sınırsız olmadığı ve yöneticilerin makul özen yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmektedir.
Şirket Perdesinin Aralanması Teorisi
Türk hukukunda açık şekilde düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay kararlarında kabul edilen önemli bir kurum da şirket perdesinin aralanması teorisidir.
Bu teoriye göre şirket tüzel kişiliği dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanılıyorsa mahkemeler şirket ile gerçek kişi arasındaki ayrımı dikkate almayabilir.
Örneğin;
- şirketin yalnızca borçlardan kaçmak amacıyla kullanılması,
- şirket malvarlığının bilinçli şekilde boşaltılması,
- alacaklıları zarara uğratacak devir işlemleri yapılması,
gibi durumlarda yöneticilerin veya ortakların şahsi sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle şirket yapısının kötüye kullanılması hukuk tarafından korunmamaktadır.
Yetkisiz Temsil ile Yapılan İşlemler Şirketi Bağlar mı?
Şirketler adına yapılan işlemlerin tamamı temsil yetkisine dayanır.
Ancak uygulamada şirket adına işlem yapan kişinin gerçekten temsil yetkisine sahip olup olmadığı her zaman açık olmayabilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 46. maddesine göre temsil yetkisi bulunmaksızın başkası adına işlem yapan kişinin gerçekleştirdiği işlem kural olarak temsil edileni bağlamaz.
Bu nedenle;
- yetkisi bulunmayan bir çalışanın sözleşme imzalaması,
- görev süresi sona eren yöneticinin işlem yapması,
- temsil sınırlarının aşılması,
gibi durumlarda şirket işlemi kabul etmezse sözleşme şirket bakımından hüküm doğurmayabilir.
Ancak şirket sonradan işlemi onaylayabilir.
Türk Borçlar Kanunu bu durumu “icazet” olarak düzenlemiştir.
Şirket sonradan onay verirse işlem baştan itibaren geçerli hale gelir.
Aksi durumda ise ortaya yetkisiz temsilcinin sorumluluğu çıkabilir.
Yetkisiz temsil nedeniyle zarar gören kişi, uğradığı zararın tazminini doğrudan yetkisiz temsilciden talep edebilir.
Bu nedenle şirket adına imza atan kişinin temsil yetkisinin sınırlarını bilmesi büyük önem taşımaktadır.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Özen ve Sadakat Yükümlülüğünün İhlali Ne Sonuç Doğurur?
Şirket yönetiminde görev alan kişilerin yalnızca karar alma yetkisi yoktur. Aynı zamanda kanundan doğan önemli yükümlülükleri de bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 369. maddesi yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüğünü düzenlemektedir.
Bu hükme göre yöneticiler görevlerini yerine getirirken:
- şirket menfaatlerini korumak,
- dürüst davranmak,
- gerekli dikkat ve özeni göstermek,
zorundadır.
Özen Yükümlülüğü
Özen yükümlülüğü yöneticinin görevini dikkatli ve tedbirli şekilde yerine getirmesini ifade eder.
Örneğin;
- mali tabloların incelenmemesi,
- denetim mekanizmalarının işletilmemesi,
- açık risklerin görmezden gelinmesi,
özen yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilebilir.
Sadakat Yükümlülüğü
Sadakat yükümlülüğü ise yöneticinin şirket menfaatlerini kendi menfaatlerinin önünde tutmasını gerektirir.
Örneğin;
- şirket fırsatlarının şahsen değerlendirilmesi,
- şirket sırlarının üçüncü kişilerle paylaşılması,
- rakip şirketlerle çıkar ilişkisi kurulması,
sadakat yükümlülüğünün ihlaline yol açabilir.
Hukuki Sonuçlar
Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi uyarınca kusurlu davranış nedeniyle ortaya çıkan zararların tazmini talep edilebilir.
Bu kapsamda;
- şirket,
- pay sahipleri,
- belirli şartlarda şirket alacaklıları,
yöneticilere karşı sorumluluk davası açabilir.
Bazı durumlarda konu yalnızca ticaret hukuku boyutunda kalmaz.
Özellikle güveni kötüye kullanma, zimmet benzeri eylemler veya ticari sırların hukuka aykırı şekilde açıklanması halinde ceza hukuku bakımından da sorumluluk doğabilir.
Sonuç
Şirket yönetimi yalnızca ticari karar alma faaliyeti değildir. Aynı zamanda önemli hukuki sorumlulukları da beraberinde getiren bir görevdir.
Gerek limited şirket müdürleri gerek anonim şirket yönetim kurulu üyeleri bakımından kamu alacakları, temsil yetkisi, kusurlu yönetim, özen yükümlülüğü ve sadakat yükümlülüğü gibi alanlarda önemli riskler bulunmaktadır.
Birçok uyuşmazlıkta sorun şirketin zarar etmesi değil, yöneticilerin hangi noktada şahsen sorumlu hale geldiğinin doğru tespit edilememesidir.
Bu nedenle şirket yönetiminde görev alan kişilerin yalnızca ticari kararların ekonomik sonuçlarını değil, bu kararların doğurabileceği hukuki sonuçları da değerlendirmesi gerekir.
Şirketler büyüdükçe sorumluluk alanları da büyümektedir. Ancak çoğu zaman yöneticileri zor durumda bırakan husus piyasa koşullarından çok, zamanında fark edilmeyen hukuki riskler olmaktadır. Bu nedenle şirket yönetimi aynı zamanda bir hukuki risk yönetimi faaliyetidir.
Av. Şahin KÜÇÜKTEPE