AİLE VE BOŞANMA HUKUKU SERİSİ (X)
Boşanma Davalarında En Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kaybına Yol Açan Yanlışlar
Giriş
Boşanma davaları yalnızca hukuki değil, aynı zamanda duygusal, ekonomik ve sosyal yönleri bulunan süreçlerdir. Taraflar çoğu zaman yoğun stres altında hareket ettikleri için yanlış kararlar verebilmekte, bazı durumlarda ise haklı oldukları halde ciddi hak kayıpları yaşayabilmektedir.
Uygulamada birçok boşanma davasında sorun, tarafların haklı olup olmamasından ziyade süreci yanlış yönetmelerinden kaynaklanmaktadır.
Özellikle;
- Delillerin zamanında toplanmaması,
- Hatalı anlaşmalı boşanma protokolleri,
- Nafaka ve tazminat haklarının göz ardı edilmesi,
- Mal paylaşımına ilişkin eksik değerlendirmeler,
boşanma sonrasında yıllarca sürebilecek uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
Bu nedenle boşanma davalarında en sık yapılan hataların bilinmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Hata 1: Delil Toplamadan Boşanma Davası Açmak
Çekişmeli boşanma davalarında en sık yapılan hata budur.
Birçok kişi yaşadığı olayların mahkeme tarafından kendiliğinden araştırılacağını düşünmektedir.
Oysa Türk hukukunda kural olarak taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür.
Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca;
- Aldatma,
- Şiddet,
- Hakaret,
- Terk,
- Güven sarsıcı davranışlar,
iddia ediliyorsa bunların delillerle desteklenmesi gerekir.
Sadece iddia çoğu zaman yeterli değildir.
Hata 2: Hukuka Aykırı Delil Kullanmak
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer hata da hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesidir.
Örneğin:
- Eşin telefonunu gizlice incelemek,
- Şifre kırarak sosyal medya hesabına girmek,
- Gizli ses kaydı almak,
- Özel yazışmaları izinsiz ele geçirmek,
çeşitli hukuki sorunlar doğurabilmektedir.
Anayasa’nın 38. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği hukuka aykırı elde edilen deliller mahkeme tarafından değerlendirme dışı bırakılabilmektedir.
Bazı durumlarda ayrıca ceza sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir.
Hata 3: Anlaşmalı Boşanma Protokolünü İncelemeden İmzalamak
Anlaşmalı boşanma davalarında yapılan en büyük hata protokolün yeterince değerlendirilmemesidir.
Birçok kişi yalnızca davanın hızlı sonuçlanmasını istemekte ve ileride doğabilecek sonuçları düşünmeden protokol imzalamaktadır.
Oysa anlaşmalı boşanma protokolü;
- Nafaka,
- Tazminat,
- Velayet,
- Çocukla görüşme,
- Mal paylaşımı,
gibi birçok konuda bağlayıcı sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu nedenle protokol yalnızca boşanma belgesi değil, geleceği etkileyen bir sözleşme niteliğindedir.
Hata 4: Mal Paylaşımı Haklarını Göz Ardı Etmek
Toplumda yaygın olan yanlışlardan biri de boşanma ile mal paylaşımının aynı dava içerisinde otomatik olarak çözüldüğü düşüncesidir.
Oysa çoğu durumda mal paylaşımı ayrı dava konusu olmaktadır.
Birçok kişi:
- Taşınmazlar,
- Araçlar,
- Şirket hisseleri,
- Banka hesapları,
üzerindeki haklarını araştırmadan boşanma sürecini tamamlamaktadır.
Bu durum ciddi ekonomik kayıplara yol açabilmektedir.
Hata 5: Ziynet Eşyalarına İlişkin Delilleri Saklamamak
Boşanma sonrasında açılan davaların önemli bir kısmı ziynet alacaklarına ilişkindir.
Ancak birçok kişi:
- Düğün videolarını,
- Fotoğrafları,
- Takı kayıtlarını,
saklamamaktadır.
Bu durum ispat sorunları yaratabilmektedir.
Özellikle yıllar sonra açılan davalarda delillere ulaşmak zorlaşabilmektedir.
Hata 6: Çocukları Taraf Haline Getirmek
Velayet uyuşmazlıklarında yapılan en büyük hatalardan biri çocukların anne ve baba arasındaki çatışmanın içerisine çekilmesidir.
Örneğin:
- Çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmek,
- Görüşmeleri engellemek,
- Çocuğu baskı altında bırakmak,
mahkemeler tarafından olumsuz değerlendirilebilmektedir.
Türk hukukunda temel ilke çocuğun üstün yararıdır.
Bu nedenle ebeveynler arasındaki kişisel anlaşmazlıklar çocuklara yansıtılmamalıdır.
Hata 7: Velayetin Kesin ve Değiştirilemez Olduğunu Düşünmek
Birçok kişi velayet kararının ömür boyu değişmeyeceğini düşünmektedir.
Oysa Türk Medeni Kanunu velayet kararlarının değiştirilebilmesine imkan tanımaktadır.
Yeni şartların ortaya çıkması halinde:
- Velayet değişikliği,
- Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi,
talep edilebilmektedir.
Bu nedenle velayet kararları mutlak değildir.
Hata 8: Nafaka Konusunda Yanlış Bilgilere Güvenmek
Nafaka konusunda toplumda çok sayıda yanlış bilgi bulunmaktadır.
Örneğin:
- Her boşanan kişinin nafaka alacağı,
- Nafakanın mutlaka ömür boyu süreceği,
- Erkeklerin nafaka alamayacağı,
şeklindeki düşünceler hukuken doğru değildir.
Nafaka talepleri somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir.
Hata 9: Mal Kaçırma İşlemlerini Geç Fark Etmek
Boşanma sürecinde bazı kişiler mallarını üçüncü kişilere devretmeye çalışabilmektedir.
Özellikle:
- Yakın akrabalara yapılan satışlar,
- Bedelsiz devirler,
- Şirket hisselerinin devri,
uygulamada sıkça görülmektedir.
Bu nedenle malvarlığı kayıtlarının zamanında incelenmesi önem taşımaktadır.
Hata 10: Sosyal Medya Paylaşımlarını Dikkate Almamak
Günümüzde sosyal medya kayıtları boşanma davalarında önemli delil niteliği taşıyabilmektedir.
Tarafların yaptıkları paylaşımlar:
- Kusur değerlendirmesini,
- Nafaka taleplerini,
- Tazminat miktarlarını,
etkileyebilmektedir.
Bu nedenle dava sürecinde yapılan paylaşımlar dikkatle değerlendirilmelidir.
Hata 11: Boşanma Sonrası Hakların Kendiliğinden Korunacağını Düşünmek
Boşanma kararının kesinleşmesi sonrasında da çeşitli hukuki işlemler gerekebilir.
Özellikle:
- Nafaka artırımı,
- Nafaka kaldırılması,
- Velayet değişikliği,
- Mal paylaşımı,
gibi süreçlerin ayrıca takip edilmesi gerekir.
Bu nedenle boşanma kararı çoğu zaman hukuki sürecin sonu değildir.
Hata 12: Süreleri Kaçırmak
Aile hukukunda bazı haklar belirli süreler içerisinde kullanılmalıdır.
Örneğin:
- Zina nedeniyle boşanma,
- Tazminat talepleri,
- Bazı mal rejimi uyuşmazlıkları,
süreye bağlı haklar içerebilmektedir.
Bu nedenle hakların zamanında kullanılması önemlidir.
Hata 13: Boşanma Davasını Sadece Duygusal Bir Süreç Olarak Görmek
Boşanma elbette duygusal yönü ağır basan bir süreçtir.
Ancak aynı zamanda:
- Mali sonuçları,
- Çocuklarla ilgili sonuçları,
- Malvarlığı etkileri,
bulunan ciddi bir hukuki süreçtir.
Bu nedenle yalnızca duygusal tepkilerle hareket edilmesi hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Yargıtay Uygulamasında Dikkat Edilen Hususlar
Yargıtay kararlarında özellikle:
- Delillerin hukuka uygunluğu,
- Kusur dağılımı,
- Çocuğun üstün yararı,
- Tazminat şartları,
- Nafaka kriterleri,
- Mal paylaşımı hesaplamaları,
ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
Bu nedenle boşanma davalarında yalnızca haklı olmak değil, haklılığın hukuken ispat edilebilmesi de önem taşımaktadır.
Boşanma Sürecinde Hak Kaybını Önlemek İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?
Tarafların:
- Delillerini koruması,
- Malvarlığı kayıtlarını incelemesi,
- Çocukları uyuşmazlığın dışında tutması,
- Hukuka aykırı yöntemlerden kaçınması,
- Süreleri takip etmesi,
önem taşımaktadır.
Bu unsurlar boşanma sürecinin sağlıklı yürütülmesini sağlayabilmektedir.
Sonuç
Boşanma davalarında yaşanan hak kayıplarının önemli bir bölümü hukuki bilgi eksikliğinden değil, sürecin yanlış yönetilmesinden kaynaklanmaktadır. Delil eksikliği, hatalı protokoller, mal paylaşımının göz ardı edilmesi ve çocukların taraf haline getirilmesi uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer almaktadır.
Türk aile hukuku taraflara çeşitli haklar tanımakla birlikte bu hakların etkin şekilde kullanılabilmesi için sürecin dikkatli yönetilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle boşanma davalarında yalnızca mevcut uyuşmazlığa değil, boşanmanın ileride doğuracağı mali ve kişisel sonuçlara da odaklanmak gerekmektedir.
Doğru zamanda atılan adımlar, yıllarca sürebilecek uyuşmazlıkların ve ciddi hak kayıplarının önüne geçebilmektedir.
Kaynaklar
- Türk Medeni Kanunu m.161-166
- Türk Medeni Kanunu m.169
- Türk Medeni Kanunu m.174
- Türk Medeni Kanunu m.175
- Türk Medeni Kanunu m.182
- Türk Medeni Kanunu m.194
- Türk Medeni Kanunu m.202 ve devamı
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38
- Yerleşik Yargıtay uygulamaları