AİLE VE BOŞANMA HUKUKU SERİSİ (V)
Çocukların Velayeti ve Kişisel İlişki Kurulması
Giriş
Boşanma davalarının en hassas ve en önemli sonuçlarından biri çocukların velayetinin hangi ebeveyne verileceği ve diğer ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Uygulamada eşler arasındaki ekonomik uyuşmazlıklar çoğu zaman çözülebilirken, çocuklarla ilgili anlaşmazlıklar yıllarca devam edebilmekte ve hem ebeveynleri hem de çocukları derinden etkileyebilmektedir.
Birçok kişi velayet konusunda yanlış bilgilere sahiptir. Özellikle toplumda yerleşmiş bazı kanaatler nedeniyle velayet davalarının sonucuna ilişkin hatalı değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorular şunlardır:
- Velayet hangi eşe verilir?
- Anne her zaman avantajlı mıdır?
- Baba velayet alabilir mi?
- Çocuğun yaşı velayeti etkiler mi?
- Çocuk hangi ebeveynle yaşamak istediğini söyleyebilir mi?
- Ortak velayet mümkün müdür?
- Velayet sonradan değiştirilebilir mi?
- Görüş günlerine uyulmaması halinde ne olur?
- Çocuk yurt dışına çıkarılabilir mi?
- Kişisel ilişki kararlarına uyulmazsa hangi yaptırımlar uygulanır?
Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay uygulamaları, velayet uyuşmazlıklarında temel ölçüt olarak anne veya babanın menfaatini değil, çocuğun üstün yararını esas almaktadır.
Bu nedenle velayet davalarında asıl soru:
“Anne mi haklı, baba mı haklı?”
değil,
“Çocuğun yararına olan çözüm hangisidir?”
sorusudur.
Velayet Nedir?
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımına, eğitimine, korunmasına ve temsil edilmesine ilişkin hak ve yükümlülüklerin tamamını ifade etmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesi uyarınca ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır.
Evlilik devam ettiği sürece velayet kural olarak birlikte kullanılmaktadır.
Boşanma halinde ise velayetin hangi ebeveyne bırakılacağına mahkeme karar vermektedir.
Mahkeme Velayet Kararını Verirken Neye Bakar?
Velayet davalarında temel kriter Türk hukukunda “çocuğun üstün yararı” ilkesidir.
Bu ilke hem Türk Medeni Kanunu’nda hem de uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinde kabul edilmiştir.
Mahkeme karar verirken;
- Çocuğun yaşı,
- Eğitim durumu,
- Psikolojik gelişimi,
- Sağlık durumu,
- Sosyal çevresi,
- Anne ve babanın yaşam koşulları,
- Bakım imkanları,
gibi birçok kriteri birlikte değerlendirir.
Anne Her Zaman Velayeti Alır mı?
Hayır.
Toplumda yaygın olan en büyük yanlışlardan biri budur.
Geçmiş yıllarda özellikle küçük yaştaki çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verilmesi nedeniyle böyle bir kanaat oluşmuştur.
Ancak günümüzde mahkemeler anne veya baba lehine peşin bir kabul ile hareket etmemektedir.
Temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Dolayısıyla şartlar oluştuğunda velayet babaya da verilebilmektedir.
Baba Hangi Durumlarda Velayet Alabilir?
Örneğin;
- Annenin çocuğa yeterli bakım sağlayamaması,
- Çocuğun ihmal edilmesi,
- Şiddet veya kötü muamele,
- Madde bağımlılığı,
- Ağır psikolojik rahatsızlıklar,
- Çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen yaşam koşulları,
gibi durumlarda velayetin babaya verilmesi mümkündür.
Her olay kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmektedir.
Çocuğun Yaşı Velayeti Etkiler mi?
Evet.
Çocuğun yaşı velayet değerlendirmesinde önemli kriterlerden biridir.
Özellikle küçük yaştaki çocukların bakım ihtiyaçları ile ergenlik dönemindeki çocukların ihtiyaçları aynı değildir.
Bu nedenle mahkemeler çocuğun yaşını ve gelişim düzeyini dikkate almaktadır.
Ancak yaş tek başına belirleyici değildir.
Çocuğun Görüşü Dikkate Alınır mı?
Evet.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Yargıtay uygulamaları gereği belirli olgunluğa ulaşmış çocukların görüşleri dikkate alınabilmektedir.
Ancak çocuğun görüşü tek başına belirleyici değildir.
Mahkeme;
- Görüşün özgür iradeyle açıklanıp açıklanmadığını,
- Çocuğun etkilenip etkilenmediğini,
- Çocuğun üstün yararını,
birlikte değerlendirmektedir.
Sosyal İnceleme Raporu Nedir?
Velayet davalarında mahkemeler sıklıkla uzman incelemesine başvurmaktadır.
Psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan raporlar uygulamada “sosyal inceleme raporu” olarak bilinmektedir.
Bu raporlarda:
- Anne ve baba ile görüşmeler,
- Çocuğun yaşam koşulları,
- Eğitim durumu,
- Psikolojik değerlendirmeler,
yer almaktadır.
Mahkeme karar verirken bu raporlardan yararlanabilmektedir.
Ortak Velayet Mümkün Müdür?
Türk hukukunda ortak velayet son yıllarda daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır.
Özellikle tarafların anlaşması ve çocuğun yararına uygun olması halinde ortak velayet kararları verilebilmektedir.
Ancak her dosyada ortak velayet uygun görülmeyebilir.
Taraflar arasındaki iletişim düzeyi ve çocuğun ihtiyaçları önem taşımaktadır.
Velayet Verilen Ebeveyn Hangi Haklara Sahiptir?
Velayet hakkı bulunan ebeveyn:
- Çocuğun eğitimine karar verebilir,
- Sağlık işlemlerini yürütebilir,
- Günlük yaşamına ilişkin kararlar alabilir,
- Çocuğu temsil edebilir.
Ancak bu hak sınırsız değildir.
Velayet hakkı çocuğun yararına uygun şekilde kullanılmalıdır.
Velayet Verilmeyen Ebeveynin Hakları Nelerdir?
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn çocuğun hayatından tamamen çıkarılmaz.
Türk Medeni Kanunu kişisel ilişki kurulmasını güvence altına almıştır.
Bu nedenle velayet sahibi olmayan ebeveynin çocukla görüşme hakkı bulunmaktadır.
Bu hak hem ebeveynin hem de çocuğun hakkı olarak kabul edilmektedir.
Kişisel İlişki Nedir?
Kişisel ilişki, velayet sahibi olmayan ebeveyn ile çocuk arasında mahkeme tarafından belirlenen görüşme düzenidir.
Bu kapsamda:
- Hafta sonu görüşmeleri,
- Bayram görüşmeleri,
- Yaz tatili görüşmeleri,
- Özel günlerde görüşmeler,
kararlaştırılabilmektedir.
Her dosyada çocuğun yaşı ve ihtiyaçları dikkate alınmaktadır.
Görüş Günlerine Uyulmaması Halinde Ne Olur?
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri kişisel ilişki kararlarına uyulmamasıdır.
Özellikle velayet sahibi ebeveynin çocuğu göstermemesi veya görüşmeleri engellemesi ciddi uyuşmazlıklara neden olmaktadır.
Günümüzde çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir.
Bu nedenle eski sistemde olduğu gibi icra müdürlükleri üzerinden çocuk teslimi yapılmamaktadır.
Çocuğun Yurt Dışına Çıkarılması Sorun Yaratır mı?
Bu konu uygulamada sıklıkla uyuşmazlık yaratmaktadır.
Özellikle velayet sahibi ebeveynin çocuğu sürekli olarak yurt dışına götürmek istemesi halinde çeşitli hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Mahkemeler bu konuda da çocuğun üstün yararını dikkate almaktadır.
Velayet Sonradan Değiştirilebilir mi?
Evet.
Velayet kararı kesin ve değiştirilemez bir karar değildir.
Boşanma sonrasında ortaya çıkan yeni şartlar velayet değişikliği davasına konu olabilir.
Örneğin:
- Çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi,
- Ebeveynin yaşam koşullarının değişmesi,
- Çocuğun ihmal edilmesi,
gibi durumlarda velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Velayet Davalarında Deliller Neden Önemlidir?
Velayet uyuşmazlıklarında mahkemeler somut delillere dayanarak karar verir.
Bu nedenle:
- Tanık anlatımları,
- Sosyal inceleme raporları,
- Okul kayıtları,
- Sağlık raporları,
- Resmî belgeler,
önemli rol oynamaktadır.
Velayet davaları yalnızca tarafların beyanlarıyla sonuçlandırılmaz.
Yargıtay Uygulamasında Dikkat Edilen Hususlar
Yargıtay kararlarında özellikle:
- Çocuğun üstün yararı,
- Anne ve babanın yaşam koşulları,
- Çocuğun görüşü,
- Eğitim ve sağlık ihtiyaçları,
- Psikolojik gelişim,
üzerinde durulmaktadır.
Bu nedenle velayet uyuşmazlıklarında ebeveynlerin kişisel çekişmelerinden ziyade çocuğun ihtiyaçları ön planda tutulmaktadır.
Velayet Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada sıkça karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Çocuğu taraf haline getirmek,
- Çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirmek,
- Delil sunmadan iddialarda bulunmak,
- Kişisel ilişki kararlarına uymamak,
- Çocuğun üstün yararını göz ardı etmek.
Bu davranışlar velayet değerlendirmesini olumsuz etkileyebilmektedir.
Sonuç
Velayet davaları boşanma sürecinin en hassas ve en önemli aşamalarından biridir. Türk hukukunda temel amaç anne veya babayı ödüllendirmek ya da cezalandırmak değil, çocuğun üstün yararını korumaktır.
Bu nedenle velayet kararları verilirken ebeveynlerin ekonomik durumundan çok çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimi dikkate alınmaktadır.
Boşanma sonrasında da velayet ve kişisel ilişki kararları değiştirilebilir nitelikte olup, çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi halinde yeni hukuki süreçler gündeme gelebilmektedir.
Velayet uyuşmazlıklarında en önemli unsur, ebeveynlerin kendi aralarındaki çatışmadan ziyade çocuğun geleceğini merkeze alan bir yaklaşım benimsemeleridir.
Kaynaklar
- Türk Medeni Kanunu m.335
- Türk Medeni Kanunu m.336
- Türk Medeni Kanunu m.182
- Türk Medeni Kanunu m.323
- Türk Medeni Kanunu m.324
- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi
- 7343 Sayılı Kanun
- Yerleşik Yargıtay uygulamaları