ŞİRKET ORTAKLIKLARI VE ORTAKLAR ARASI UYUŞMAZLIKLAR (I)
Aynı Şirketi Kuran Ortaklar Bir Gün Mahkemelik Olabilir mi?
Giriş
Bir şirket kurulurken taraflar genellikle aynı hedefe odaklanmaktadır. Sermaye koyulur, görev paylaşımı yapılır, büyüme planları hazırlanır ve ortaklığın uzun yıllar devam edeceği düşünülür. Ancak uygulama göstermektedir ki şirketlerin önemli bir kısmı ekonomik nedenlerle değil, ortaklar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle zarar görmekte veya faaliyetlerini sona erdirmektedir.
Özellikle aile şirketlerinde, yakın arkadaş ortaklıklarında ve hızla büyüyen işletmelerde ortaklar arasındaki görüş ayrılıkları zamanla ciddi hukuki sorunlara dönüşebilmektedir. Karar alma süreçlerinin kilitlenmesi, şirket yönetimine ilişkin anlaşmazlıklar, kar dağıtımı konusundaki ihtilaflar veya ortaklardan birinin şirket faaliyetlerini olumsuz etkilemesi gibi durumlar ortaklık ilişkisinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyebilmektedir.
Türk Ticaret Kanunu bu tür uyuşmazlıkların çözümü için çeşitli mekanizmalar öngörmüştür. Ancak uygulamada birçok ortak, sahip olduğu hakları bilmediği gibi hangi hukuki yola başvurması gerektiğini de doğru tespit edememektedir.
Şirket ortaklıklarında en sık karşılaşılan sorulardan ikisi şunlardır:
- Şirkete zarar veren veya ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren bir ortak şirketten çıkarılabilir mi?
- Azınlık pay sahipleri çoğunluk karşısında hangi hukuki güvencelere sahiptir?
Bu makalede ortaklık uyuşmazlıklarının merkezinde yer alan bu iki konu incelenecektir.
Ortaklar Arasında Çıkan Uyuşmazlıklarda Şirketten Çıkarma Davası Nasıl Açılır?
Şirket ortaklıklarında her anlaşmazlık ortağın çıkarılması sonucunu doğurmaz.
Çünkü ortaklıktan çıkarma, ortaklık hakkına doğrudan müdahale eden ağır bir hukuki sonuçtur.
Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu belirli şartların gerçekleşmesini aramaktadır.
Limited Şirketlerde Ortağın Çıkarılması
Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi limited şirketlerde ortağın çıkarılmasını düzenlemektedir.
Kanuna göre şirket sözleşmesinde ortağın çıkarılmasına ilişkin sebepler öngörülebilir.
Örneğin:
- şirket sırlarının açıklanması,
- rekabet yasağının ihlali,
- sermaye borcunun yerine getirilmemesi,
- şirket faaliyetlerinin engellenmesi,
gibi sebepler şirket sözleşmesinde düzenlenebilir.
Bu durumda genel kurul kararıyla ortağın çıkarılması gündeme gelebilir.
Mahkeme Kararıyla Çıkarma
Kanun yalnızca şirket sözleşmesinde yazılı sebeplerle yetinmemiştir.
Haklı sebeplerin bulunması halinde şirket tarafından mahkemede çıkarma davası açılması da mümkündür.
Burada kritik kavram haklı sebeptir.
Kanunda haklı sebepler tek tek sayılmamıştır.
Bu nedenle her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilmektedir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay kararlarında özellikle;
- güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkması,
- şirket faaliyetlerinin sabote edilmesi,
- şirket malvarlığına zarar verilmesi,
- ortaklık ilişkisinin sürdürülemez hale gelmesi,
haklı sebep değerlendirmesine konu olabilmektedir.
Ancak yalnızca kişisel husumet veya fikir ayrılığı çoğu zaman yeterli görülmemektedir.
Mahkemeler ortaklığın devamının objektif olarak çekilmez hale gelip gelmediğini incelemektedir.
Alternatif Hukuki Yollar
Bazı durumlarda ortaklıktan çıkarma yerine;
- müdür değişikliği,
- genel kurul kararlarının iptali,
- sorumluluk davaları,
- şirketin haklı sebeple feshi,
gibi yollar daha uygun olabilmektedir.
Bu nedenle uyuşmazlığın niteliğinin doğru analiz edilmesi önem taşımaktadır.
Azınlık Pay Sahiplerinin Hakları Nelerdir?
Şirketlerde çoğunluk ilkesi geçerlidir.
Ancak çoğunluk ilkesi, azınlık pay sahiplerinin tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmez.
Türk Ticaret Kanunu özellikle anonim şirketlerde azınlığın korunmasına yönelik çeşitli düzenlemeler getirmiştir.
Azınlık Kavramı
Türk Ticaret Kanunu’na göre halka açık olmayan anonim şirketlerde sermayenin en az yüzde onunu temsil eden pay sahipleri azınlık olarak kabul edilmektedir.
Halka açık şirketlerde ise bu oran yüzde beştir.
Bu pay oranına sahip olan ortaklar çeşitli özel haklardan yararlanabilmektedir.
Genel Kurulun Toplantıya Çağrılması
TTK m.411 uyarınca azınlık pay sahipleri belirli şartların varlığı halinde genel kurulun toplantıya çağrılmasını isteyebilir.
Bu hak özellikle çoğunluğun yönetimi tek taraflı şekilde kullanmasını engellemeyi amaçlamaktadır.
Gündeme Madde Eklenmesi
Azınlık pay sahipleri genel kurul gündemine madde eklenmesini talep edebilir.
Bu hak sayesinde çoğunluğun görüşmek istemediği konuların da gündeme taşınabilmesi mümkün olmaktadır.
Özel Denetçi Talebi
TTK m.438 ve devamı hükümleri kapsamında özel denetçi atanması talep edilebilir.
Özellikle şirket kaynaklarının kullanımı konusunda şüphelerin bulunduğu durumlarda bu hak son derece önemlidir.
Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı
Azınlık pay sahiplerinin en önemli güvencelerinden biri bilgi alma ve inceleme hakkıdır.
Şirket yönetiminin tamamen kapalı şekilde hareket etmesi hukuk tarafından korunmamaktadır.
Bu nedenle belirli şartlar altında şirket kayıtlarının incelenmesi ve bilgi talep edilmesi mümkündür.
Haklı Sebeple Fesih Davası
Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi uyarınca azınlık pay sahipleri haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshi talebiyle dava açabilmektedir.
Ancak mahkeme her zaman feshe karar vermek zorunda değildir.
Payların satın alınması veya başka çözümler üretilmesi de mümkündür.
Yargıtay uygulamasında bu dava şirket içi güç dengesinin korunmasına yönelik önemli bir araç olarak kabul edilmektedir.
Sonuç
Şirket ortaklıkları yalnızca sermaye birlikteliği değil, aynı zamanda uzun süreli bir hukuki ilişkidir. Bu ilişkinin bozulduğu durumlarda şirket faaliyetleri, ticari itibar ve ekonomik değer doğrudan etkilenebilmektedir.
Ortağın çıkarılması ve azınlık hakları, Türk Ticaret Kanunu’nun ortaklık içi dengeyi korumak amacıyla düzenlediği önemli kurumlardır. Ancak her uyuşmazlıkta aynı çözüm yolu uygulanamaz. Bazı durumlarda çıkarma davası doğru yöntem olurken, bazı durumlarda azınlık haklarının kullanılması veya farklı hukuki mekanizmalara başvurulması daha etkili sonuçlar doğurabilmektedir.
Ancak ortaklık uyuşmazlıkları yalnızca ortaklığın devamı ile sınırlı değildir.
Bir sonraki bölümde;
- pay devir sözleşmelerinin hangi şartlarda geçerli olduğu,
- şirket müdürünün hangi durumlarda görevden alınabileceği,
- ortakların rekabet yasağına hangi ölçüde tabi olduğu
ayrıntılı olarak incelenecektir.
Çünkü birçok şirket krizinde sorun ortaklığın sona ermesi değil, şirket üzerindeki kontrolün kimde kalacağı meselesidir.