TİCARİ DOLANDIRICILIK VE GÜVENLİK RİSKLERİ (II)
Ticari Zarar Her Zaman Ticari Risk Midir, Yoksa Bazen Ceza Hukukunun Konusu Haline Gelir mi?
Giriş
Ticari hayatın doğal yapısında risk bulunmaktadır. Her ticari işlem kâr ihtimali taşıdığı kadar zarar ihtimalini de barındırmaktadır. Bu nedenle hukuk sistemi, ticari başarısızlık ile hukuka aykırı davranışları birbirinden ayırmaktadır.
Ancak uygulamada birçok şirket yöneticisi, yaşadığı zararın yalnızca bir ticari risk mi yoksa ceza hukuku kapsamında değerlendirilmesi gereken bir eylem mi olduğunu tespit etmekte zorlanmaktadır.
Özellikle;
- avans ödemelerinin geri alınamaması,
- sipariş verilen malların teslim edilmemesi,
- şirket adına alınan ürünlerin farklı amaçlarla kullanılması,
- güven ilişkisine dayanılarak teslim edilen malların veya paraların amacı dışında değerlendirilmesi,
gibi durumlarda uyuşmazlığın sınırları çoğu zaman tartışmalı hale gelmektedir.
Birçok dosyada taraflardan biri “bu yalnızca ticari bir uyuşmazlık” derken, diğer taraf “dolandırıldım” veya “güvenim kötüye kullanıldı” iddiasında bulunmaktadır.
Bu nedenle ticari ilişkilerde hangi durumların yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı olduğu, hangi durumlarda ise ceza hukukunun devreye girebileceğinin doğru değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu makalede ticari güvenlik riskleri bakımından üç önemli konu incelenecektir:
- Avans ödemelerinde dolandırıcılık riskine karşı hangi hukuki önlemler alınmalıdır?
- Ticari mal teslim edilmezse ceza hukuku ne zaman devreye girer?
- Ticari güvenin kötüye kullanılması hangi durumlarda suç oluşturur?
Avans Ödemelerinde Dolandırıcılık Riskine Karşı Hangi Hukuki Önlemler Alınmalıdır?
Ticari hayatta en fazla zararın ortaya çıktığı alanlardan biri avans ödemeleridir.
Özellikle;
- ithalat işlemlerinde,
- üretim siparişlerinde,
- özel imalat gerektiren ürünlerde,
- inşaat sektöründe,
- yüksek hacimli tedarik ilişkilerinde,
avans ödemeleri yaygın şekilde kullanılmaktadır.
Ancak birçok dolandırıcılık vakası da avans ödemeleri üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Karşı taraf;
- üretim yapacağını,
- malı teslim edeceğini,
- ithalat gerçekleştireceğini,
- belirli bir projeyi tamamlayacağını
beyan ederek ödeme almakta, daha sonra ise yükümlülüklerini yerine getirmemektedir.
Yazılı Sözleşme Zorunluluğu
Uygulamada yapılan en büyük hata, yüksek tutarlı avans ödemelerinin yalnızca teklif formu veya WhatsApp görüşmeleriyle gerçekleştirilmesidir.
Özellikle avans ödemesi yapılacak işlemlerde;
- yazılı sözleşme,
- ödeme planı,
- teslim tarihleri,
- temerrüt hükümleri,
- cezai şart hükümleri,
açık şekilde düzenlenmelidir.
Kademeli Ödeme Sistemi
Yüksek tutarlı işlemlerde ödemenin tek seferde yapılması önemli risk yaratmaktadır.
Bu nedenle uygulamada;
- sipariş aşaması,
- üretim aşaması,
- teslim aşaması,
şeklinde kademeli ödeme sistemleri tercih edilmektedir.
Bu yöntem özellikle üretim ve inşaat sektörlerinde riski azaltmaktadır.
Teminat Mekanizmaları
Şirketler avans ödemeleri öncesinde;
- banka teminat mektubu,
- kefalet,
- rehin,
- garanti sözleşmeleri,
gibi güvenceleri değerlendirebilir.
Özellikle ilk kez çalışılan firmalarda bu tür koruma yöntemleri önem taşımaktadır.
Uygulamada Görülen Hatalar
En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- şirket araştırması yapılmaması,
- ticaret sicili kayıtlarının incelenmemesi,
- temsil yetkilerinin kontrol edilmemesi,
- yüksek tutarlı avansların tek seferde ödenmesi,
- sözleşme yapılmaması.
Uyuşmazlık çıktıktan sonra alınabilecek önlemler sınırlı olduğundan, koruma mekanizmalarının işlem öncesinde kurulması önemlidir.
Ticari Mal Teslim Edilmezse Ceza Hukuku Ne Zaman Devreye Girer?
Ticari ilişkilerde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de bedeli ödenen malın teslim edilmemesidir.
Ancak burada kritik soru şudur:
Mal teslim edilmediğinde her zaman ceza hukuku devreye girer mi?
Cevap hayırdır.
Her Teslim Edilmeyen Mal Dolandırıcılık Değildir
Türk Ceza Kanunu’ndaki dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için başlangıçtan itibaren hileli davranış bulunmalıdır.
Bir şirket;
- ekonomik sıkıntıya düşmüş,
- üretim yapamamış,
- lojistik sorun yaşamış,
- tedarik problemiyle karşılaşmış
olabilir.
Bu tür durumlar çoğu zaman ticari uyuşmazlık niteliğindedir.
Bu durumda alacaklı tarafın başvuracağı yollar öncelikle:
- icra takibi,
- alacak davası,
- ihtiyati haciz,
- sözleşmesel yaptırımlar
olacaktır.
Ceza Hukuku Hangi Noktada Devreye Girer?
Eğer başlangıçtan itibaren;
- malın hiç bulunmadığı,
- teslim niyetinin olmadığı,
- sahte beyanlarda bulunulduğu,
- gerçeğe aykırı ticari görüntü oluşturulduğu,
tespit edilirse dolandırıcılık suçuna ilişkin değerlendirme yapılabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddeleri bu kapsamda uygulanabilmektedir.
Yargı Uygulaması
Yargıtay kararlarında ticari başarısızlık ile dolandırıcılık arasındaki ayrım özellikle vurgulanmaktadır.
Ceza hukukunun devreye girebilmesi için başlangıçtaki iradenin ve hileli davranışların ortaya konulması gerekmektedir.
Bu nedenle her tahsil edilemeyen ticari alacak ceza dosyasına dönüşmemektedir.
Ticari Güvenin Kötüye Kullanılması Hangi Durumlarda Suç Oluşturur?
Ticari hayatın temelinde güven ilişkisi bulunmaktadır.
Şirketler çoğu zaman birbirlerine;
- mal,
- para,
- emtia,
- ekipman,
- ticari evrak
teslim etmektedir.
Bu teslimlerin önemli bir kısmı mülkiyet devri amacıyla değil, belirli bir amaca özgülenerek yapılmaktadır.
İşte bu noktada güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelebilmektedir.
Suçun Hukuki Dayanağı
Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesi güveni kötüye kullanma suçunu düzenlemektedir.
Maddeye göre;
belirli bir şekilde kullanılmak veya muhafaza edilmek üzere teslim edilen mal üzerinde teslim amacına aykırı tasarrufta bulunulması suç oluşturabilmektedir.
Ticari Hayatta Görülen Örnekler
Uygulamada özellikle şu durumlar sık görülmektedir:
- satılması için bırakılan ürünlerin bedelinin ödenmemesi,
- emaneten teslim edilen malların iade edilmemesi,
- tahsil edilmek üzere verilen çeklerin amacı dışında kullanılması,
- şirkete ait ekipmanların kişisel kullanım için değerlendirilmesi.
Bu tür olaylarda yalnızca özel hukuk sorumluluğu değil, ceza hukuku sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir.
Dolandırıcılık ile Güveni Kötüye Kullanma Arasındaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan konu budur.
Dolandırıcılıkta mağdur başlangıçta hileli davranışlarla aldatılmaktadır.
Güveni kötüye kullanmada ise başlangıçta hukuka uygun bir teslim söz konusudur.
Suç daha sonra teslim amacına aykırı davranılmasıyla ortaya çıkmaktadır.
Bu ayrım ceza soruşturmalarının yönünü doğrudan etkilemektedir.
Şirketler Açısından Önemi
Birçok şirket yalnızca alacak davası açılması gerektiğini düşünerek ceza hukuku boyutunu gözden kaçırabilmektedir.
Oysa bazı olaylarda:
- suç duyurusu,
- koruma tedbirleri,
- ceza soruşturması kapsamında delil toplanması,
alacağın tahsiline dolaylı katkı sağlayabilmektedir.
Elbette her ticari uyuşmazlığın ceza hukukuna taşınması doğru değildir.
Ancak ceza hukuku boyutu bulunan olayların da yalnızca ticari uyuşmazlık gibi değerlendirilmesi önemli hak kayıplarına neden olabilmektedir.
Sonuç
Ticari ilişkilerde ortaya çıkan her zarar ticari risk olarak kabul edilemez. Bazı durumlarda özel hukuk yolları yeterli olurken, bazı olaylarda ceza hukuku koruması da gündeme gelebilmektedir.
Özellikle avans ödemeleri, mal teslim süreçleri ve güven ilişkisine dayanan ticari işlemler bakımından risklerin önceden öngörülmesi büyük önem taşımaktadır.
Yazılı sözleşmelerin kurulması, teminat mekanizmalarının kullanılması, şirket araştırmalarının yapılması ve işlem öncesi hukuki denetimlerin gerçekleştirilmesi birçok uyuşmazlığın ortaya çıkmasını engelleyebilmektedir.
Ticari hayatta güven vazgeçilmezdir. Ancak modern ticaret hukukunda güven kadar önemli olan bir diğer unsur da kontrol mekanizmalarının doğru kurulmasıdır. Çünkü birçok ticari zarar, kötü niyetin fark edilmemesinden değil, gerekli güvenlik tedbirlerinin zamanında alınmamasından kaynaklanmaktadır.
Kaynaklar
- Türk Ceza Kanunu m.155
- Türk Ceza Kanunu m.157
- Türk Ceza Kanunu m.158
- Türk Borçlar Kanunu genel hükümleri
- Türk Ticaret Kanunu genel hükümleri
- İcra ve İflas Kanunu ilgili hükümleri
- Yerleşik Yargıtay ceza ve hukuk uygulamaları