ŞİRKET ORTAKLIKLARI VE ORTAKLAR ARASI UYUŞMAZLIKLAR (II)
Şirket Kontrolü Kimde Kalacak? Ortaklık Krizlerinde Asıl Mücadele Neden Burada Başlar?
Giriş
Bir şirket ortaklığı kurulurken taraflar genellikle aynı hedef doğrultusunda hareket etmektedir. Sermaye bir araya getirilmekte, görev dağılımı yapılmakta ve şirketin büyümesine odaklanılmaktadır. Ancak uygulamada birçok ortaklık uyuşmazlığının temelinde ekonomik nedenlerden çok yönetim ve kontrol mücadelesi bulunmaktadır.
Şirket büyüdükçe ortaklar arasındaki güç dengeleri değişebilmekte, şirket yönetimine ilişkin farklı beklentiler ortaya çıkabilmekte ve zaman içerisinde ortaklar arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanabilmektedir. Bu aşamadan sonra uyuşmazlık yalnızca ticari bir anlaşmazlık olmaktan çıkmakta, doğrudan şirketin geleceğini etkileyen hukuki bir soruna dönüşmektedir.
Özellikle şirket ortaklıklarında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar;
- Pay devirleri,
- Şirket müdürlerinin görevden alınması,
- Ortakların rekabet yasağına aykırı davranışları,
üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu bu alanlarda ayrıntılı düzenlemeler getirmiştir. Ancak uygulamada birçok ortak, sahip olduğu hakları veya karşılaşabileceği riskleri yeterince bilmediğinden önemli hukuki ve ekonomik kayıplarla karşılaşabilmektedir.
Bu makalede şirket ortaklıklarında sıklıkla uyuşmazlık konusu olan üç önemli başlık incelenecektir:
- Şirket ortakları arasında yapılan pay devir sözleşmeleri hangi şartlarda geçerlidir?
- Şirket müdürü hangi şartlarda görevden alınabilir?
- Şirket ortaklarının rekabet yasağı hangi durumlarda uygulanır?
Şirket Ortakları Arasında Yapılan Pay Devir Sözleşmeleri Hangi Şartlarda Geçerlidir?
Şirket ortaklıklarında kontrolün el değiştirmesine neden olan en önemli işlemlerden biri pay devridir.
Özellikle aile şirketlerinde, az ortaklı işletmelerde ve belirli bir ekonomik değere ulaşmış şirketlerde pay devri yalnızca ortaklık oranlarını değiştiren bir işlem değil, aynı zamanda şirket yönetiminin geleceğini etkileyen önemli bir hukuki işlemdir.
Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu pay devrini belirli şekil şartlarına bağlamıştır.
Limited Şirketlerde Pay Devri
Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesi limited şirket pay devrini düzenlemektedir.
Kanuna göre;
- Pay devri sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır.
- Tarafların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır.
Ancak noter onayı tek başına yeterli değildir.
Kural olarak pay devrinin şirket bakımından hüküm doğurabilmesi için genel kurulun onay vermesi gerekmektedir.
Şirket sözleşmesinde aksi düzenlenmediği sürece genel kurul devri reddedebilir.
Bu nedenle uygulamada sıkça karşılaşılan;
“Noterde devri yaptık, artık ortak değişti.”
şeklindeki düşünce her zaman doğru değildir.
Genel kurul onayı alınmadan yapılan birçok işlem ileride ciddi uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
Anonim Şirketlerde Pay Devri
Anonim şirketlerde sistem daha farklıdır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 489 ve devamı maddelerinde pay devrine ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
Özellikle nama yazılı paylar bakımından şirket esas sözleşmesinde çeşitli sınırlamalar getirilebilmektedir.
Buna karşılık hamiline yazılı paylar bakımından farklı kurallar uygulanmaktadır.
Bu nedenle anonim şirketlerde her pay devrinin aynı usule tabi olduğu düşünülmemelidir.
Pay senedinin türü, şirket esas sözleşmesi ve şirket yapısı birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay kararlarında özellikle limited şirketlerde şekil şartlarına büyük önem verilmektedir.
Noter onayı ve genel kurul süreci tamamlanmadan yapılan işlemlerin geçersiz kabul edildiği çok sayıda karar bulunmaktadır.
Bu nedenle pay devri yapılırken yalnızca ekonomik şartlara değil, kanuni şekil şartlarına da dikkat edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Pay devrinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda;
- Tespit davaları,
- Pay sahipliğinin belirlenmesine ilişkin davalar,
- Genel kurul kararlarının iptali davaları,
- Ticaret siciline ilişkin düzeltme talepleri,
gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle pay devri sürecinin baştan itibaren doğru yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Şirket Müdürü Hangi Şartlarda Görevden Alınabilir?
Şirket yönetimindeki en önemli aktörlerden biri müdürdür.
Özellikle limited şirketlerde müdür şirketi temsil etmekte, günlük faaliyetleri yürütmekte ve şirket adına hukuki işlemler gerçekleştirmektedir.
Bu nedenle müdür ile ortaklar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar çoğu zaman şirket faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir.
Genel Kurul Kararıyla Görevden Alma
Türk Ticaret Kanunu’nun 630. maddesi limited şirket müdürlerinin görevden alınmasını düzenlemektedir.
Kanuna göre genel kurul müdürü görevden alabilir.
Bu durum müdürün ortak olup olmamasından bağımsız olarak değerlendirilmektedir.
Şirket yönetimine duyulan güvenin kaybolması, şirket stratejilerine ilişkin görüş ayrılıkları veya yönetim anlayışındaki farklılıklar genel kurul kararlarının temelini oluşturabilmektedir.
Haklı Sebeple Görevden Alma
Bazı durumlarda müdürün görevden alınması yalnızca yönetim tercihi olmaktan çıkmakta ve hukuki zorunluluk haline gelebilmektedir.
Özellikle;
- Şirket malvarlığının zarara uğratılması,
- Yetkilerin kötüye kullanılması,
- Şirket sırlarının açıklanması,
- Rekabet yasağının ihlal edilmesi,
- Güven ilişkisinin ortadan kalkması,
haklı sebep değerlendirmesine konu olabilmektedir.
Sorumluluk Davaları
Müdürün görevden alınması her zaman ortaya çıkan zararları ortadan kaldırmaz.
Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi uyarınca kusurlu davranışlarıyla şirkete zarar veren yöneticilere karşı sorumluluk davası açılması mümkündür.
Bu kapsamda;
- Şirket,
- Ortaklar,
- Belirli şartlarda alacaklılar,
zararın tazminini talep edebilmektedir.
Uyuşmazlık Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Müdür kaynaklı uyuşmazlıklarda;
- Genel kurul kararları,
- İptal davaları,
- Sorumluluk davaları,
- İhtiyati tedbir talepleri,
gibi hukuki yollar gündeme gelebilmektedir.
Özellikle şirket faaliyetlerinin zarar görmesini önlemek amacıyla bazı durumlarda ihtiyati tedbir talepleri büyük önem taşımaktadır.
Şirket Ortaklarının Rekabet Yasağı Hangi Durumlarda Uygulanır?
Bir şirket ortağının şirket içerisinde elde ettiği bilgi ve ticari bağlantıları kullanarak rakip faaliyet yürütmesi, ortaklık ilişkisinin temelini sarsabilecek sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu bazı şirket türlerinde rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler getirmiştir.
Rekabet Yasağının Amacı
Rekabet yasağının temel amacı şirketin ticari sırlarının, müşteri çevresinin ve ekonomik değerinin korunmasıdır.
Çünkü ortaklar çoğu zaman şirket faaliyetlerine ilişkin önemli bilgilere erişmektedir.
Bu bilgilerin rakip faaliyetlerde kullanılması şirket açısından ciddi zararlar doğurabilmektedir.
Limited Şirketlerde Rekabet Yasağı
Türk Ticaret Kanunu’nun 613. maddesi kapsamında şirket sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlenebilmektedir.
Özellikle şirket faaliyet alanında doğrudan rakip olacak girişimlerde bulunulmasının sınırlandırılması mümkündür.
Ancak bu tür düzenlemelerin ölçülü olması gerekmektedir.
Anonim Şirketlerde Rekabet Yasağı
Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun 396. maddesi önem taşımaktadır.
Bu maddeye göre yönetim kurulu üyeleri genel kuruldan izin almaksızın şirketle rekabet eden işlemler yapamaz.
Aksi durumda şirket;
- İşlemin kendi adına yapılmış sayılmasını,
- Elde edilen kazancın şirkete devrini,
- Zararların tazminini,
talep edebilir.
Yargıtay Uygulaması
Yargıtay kararlarında rekabet yasağının değerlendirilmesinde özellikle;
- Müşteri çevresinin kullanılması,
- Ticari sırların aktarılması,
- Şirket imkanlarından yararlanılarak rakip faaliyet yürütülmesi,
- Şirket çalışanlarının rakip şirkete yönlendirilmesi,
hususları dikkate alınmaktadır.
Her olay kendi somut şartları içerisinde değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlık Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar
Rekabet yasağı ihlallerinde;
- Men davaları,
- Tazminat davaları,
- Haksız rekabet davaları,
- İhtiyati tedbir talepleri,
gündeme gelebilmektedir.
Bazı durumlarda eylemin niteliğine göre ceza hukuku boyutu da ortaya çıkabilmektedir.
Sonuç
Şirket ortaklıklarında ortaya çıkan uyuşmazlıklar çoğu zaman yalnızca kişisel anlaşmazlıklardan ibaret değildir. Bu uyuşmazlıklar doğrudan şirket yönetimini, ekonomik değeri ve ticari geleceği etkileyebilmektedir.
Pay devirleri şirket kontrolünün değişmesine neden olabilirken, müdürlerin görevden alınması şirket yönetiminin yeniden şekillenmesine yol açabilmektedir. Benzer şekilde rekabet yasağı ihlalleri şirketin müşteri portföyü ve ticari sırları üzerinde ciddi riskler oluşturabilmektedir.
Bu nedenle ortaklık ilişkilerinin yalnızca ticari açıdan değil, hukuki açıdan da dikkatle yönetilmesi gerekmektedir. Uygulamada birçok şirket krizi ekonomik nedenlerden değil, ortaklık yapısının ve şirket içi ilişkilerin doğru yönetilememesinden kaynaklanmaktadır.
Kaynaklar
- Türk Ticaret Kanunu m.595
- Türk Ticaret Kanunu m.489 ve devamı
- Türk Ticaret Kanunu m.613
- Türk Ticaret Kanunu m.630
- Türk Ticaret Kanunu m.396
- Türk Ticaret Kanunu m.553
- Yerleşik Yargıtay uygulamaları