TİCARİ DOLANDIRICILIK VE GÜVENLİK RİSKLERİ (I)
Her Ticari Uyuşmazlık Dolandırıcılık Değildir; Ancak Her Dolandırıcılık Bir Ticari İlişki Gibi Başlayabilir
Giriş
Ticari hayatın temelinde güven bulunmaktadır. Şirketler mal satın alırken, hizmet sunarken, distribütörlük ilişkileri kurarken veya yeni müşterilerle çalışmaya başlarken çoğu zaman karşı tarafın beyanlarına güvenerek hareket etmektedir. Ancak ticari hayatın hızlanması, uzaktan iletişim yöntemlerinin yaygınlaşması ve şirketlerin farklı şehirler hatta farklı ülkelerdeki firmalarla çalışmaya başlaması, yeni güvenlik risklerini de beraberinde getirmiştir.
Özellikle son yıllarda ticari dolandırıcılık yöntemlerinde ciddi bir artış yaşanmaktadır. Artık birçok dolandırıcılık olayı klasik yöntemlerle değil; profesyonel internet siteleri, sahte şirket kayıtları, taklit edilen kurumsal e-posta adresleri, gerçeğe son derece yakın ticari belgeler ve organize yapılar üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Bu nedenle birçok şirket sahibi şu sorularla karşı karşıya kalmaktadır:
- Karşı taraf gerçekten faaliyet gösteren bir şirket mi?
- Ticari uyuşmazlık ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
- Bir alacağın ödenmemesi hangi noktada suç haline gelir?
- Şirket adına yapılan işlemlerde dolandırıcılık nasıl tespit edilir?
Bu soruların doğru cevaplanması yalnızca zarar meydana geldikten sonra değil, zarar doğmadan önce alınacak önlemler açısından da büyük önem taşımaktadır.
Bu makalede ticari dolandırıcılık riskleri bakımından en sık karşılaşılan iki temel konu ele alınacaktır:
- Ticari ilişkilerde nitelikli dolandırıcılık hangi durumlarda oluşur?
- Sahte şirketlerle yapılan ticari işlemler nasıl tespit edilir?
Ticari İlişkilerde Nitelikli Dolandırıcılık Hangi Durumlarda Oluşur?
Ticari uyuşmazlıklarda en sık yapılan hatalardan biri, ödenmeyen her borcun dolandırıcılık olarak değerlendirilmesidir.
Oysa Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen dolandırıcılık suçu ile ticari borcun ödenmemesi aynı şey değildir.
Bir şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi, ekonomik kriz yaşaması veya borcunu zamanında ödeyememesi tek başına dolandırıcılık suçunu oluşturmaz.
Dolandırıcılık Suçunun Hukuki Dayanağı
Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi dolandırıcılık suçunu düzenlemektedir.
Maddeye göre:
Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi dolandırıcılık suçunu işlemiş olur.
Ticari ilişkilerde ise çoğu zaman nitelikli dolandırıcılık hükümleri gündeme gelmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda ceza daha ağırdır.
Özellikle;
- tacir veya şirket yöneticisi sıfatının kullanılması,
- ticari faaliyet görüntüsü verilmesi,
- bilişim sistemlerinden yararlanılması,
- banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,
durumlarında nitelikli dolandırıcılık hükümleri uygulanabilmektedir.
Her Tahsil Edilemeyen Alacak Dolandırıcılık Mıdır?
Hayır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre ticari ilişkilerde başlangıçtan itibaren hileli davranış bulunması gerekir.
Örneğin;
- mal teslim alırken ödeme niyetinin hiç bulunmaması,
- sahte şirket kullanılması,
- gerçeğe aykırı mali durum beyanları verilmesi,
- var olmayan depo veya işletmelerin varmış gibi gösterilmesi,
gibi durumlar dolandırıcılık değerlendirmesine konu olabilir.
Buna karşılık sonradan ortaya çıkan ödeme güçlüğü çoğu zaman ceza hukukundan çok özel hukuk uyuşmazlığı niteliğindedir.
Uygulamada Görülen Dolandırıcılık Modelleri
Son yıllarda özellikle şu yöntemler yaygınlaşmıştır:
- sahte internet sitesi kullanılması,
- taklit e-posta adresleri,
- sahte distribütörlük iddiaları,
- gerçeğe aykırı referans gösterilmesi,
- piyasada güven oluşturduktan sonra toplu mal çekilmesi.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca ticari kazanca değil, karşı tarafın güvenilirliğine de odaklanması gerekmektedir.
Sahte Şirketlerle Yapılan Ticari İşlemler Nasıl Tespit Edilir?
Ticari dolandırıcılık olaylarının önemli bir kısmında kullanılan yöntemlerden biri de sahte veya görünürde faaliyet gösteren şirketlerdir.
Bu şirketler çoğu zaman ilk bakışta gerçek şirketlerden ayırt edilemeyecek kadar profesyonel görünmektedir.
Ancak dikkatli inceleme yapıldığında önemli risk işaretleri ortaya çıkmaktadır.
Ticaret Sicili Kontrolü
İlk yapılması gereken işlem ticaret sicili kayıtlarının incelenmesidir.
Özellikle;
- kuruluş tarihi,
- faaliyet alanı,
- sermaye yapısı,
- temsil ve ilzam yetkilileri,
kontrol edilmelidir.
Yeni kurulan şirketlerle yapılan yüksek hacimli işlemlerde daha dikkatli hareket edilmesi gerekir.
Vergi ve Adres Kontrolleri
Şirketin vergi numarası, faaliyet adresi ve iletişim bilgileri doğrulanmalıdır.
Özellikle yalnızca sanal ofis kullanan veya sürekli adres değiştiren şirketlerde dikkatli olunmalıdır.
İnternet ve Kurumsal Kimlik Araştırması
Bir internet sitesinin bulunması tek başına güvenilirlik göstergesi değildir.
Şu hususlar incelenmelidir:
- alan adının yaşı,
- şirket geçmişi,
- referanslar,
- ticari geçmiş,
- kurumsal iletişim bilgileri.
İlk İşlemde Yüksek Risk
Uygulamada birçok dolandırıcılık olayı ilk işlemde ortaya çıkmaktadır.
Özellikle:
- yüksek miktarlı avans talepleri,
- piyasa fiyatının çok altında teklifler,
- acele ödeme baskısı,
önemli risk göstergeleri arasında yer almaktadır.
Hukuki Koruma Yöntemleri
Şirketler şu önlemleri değerlendirebilir:
- yazılı sözleşme yapılması,
- teminat mektubu alınması,
- kademeli teslim sistemi,
- avans karşılığı güvence alınması,
- ticaret sicili ve yetki belgelerinin doğrulanması.
Bu önlemler dolandırıcılık riskini tamamen ortadan kaldırmasa da önemli ölçüde azaltabilmektedir.
Sonuç
Ticari dolandırıcılık olayları çoğu zaman sıradan bir ticari ilişki görünümü altında başlamaktadır. Bu nedenle şirketlerin yalnızca satış ve kârlılık odaklı değil, aynı zamanda risk yönetimi odaklı hareket etmesi gerekmektedir.
Özellikle ticari borcun ödenmemesi ile dolandırıcılık suçunun birbirinden ayrılması, sahte şirketlerin erken aşamada tespit edilmesi ve işlem öncesinde gerekli kontrollerin yapılması büyük önem taşımaktadır.
Ancak ticari güvenlik riskleri yalnızca sözleşme kurulurken ortaya çıkmaz.
Birçok zarar, avans ödemeleri yapıldıktan sonra veya mal teslim süreçlerinde ortaya çıkmaktadır.
Bir sonraki bölümde;
- avans ödemelerinde dolandırıcılık riskine karşı alınabilecek hukuki önlemler,
- mal teslim edilmemesi halinde ceza hukukunun hangi noktada devreye gireceği,
- ticari güvenin kötüye kullanılmasının hangi şartlarda suç oluşturabileceği
ayrıntılı olarak incelenecektir.
Çünkü birçok ticari zarar, sözleşme kurulurken değil, sözleşmenin uygulanması sırasında ortaya çıkmaktadır.