İŞVERENLER İÇİN İŞ HUKUKU SERİSİ (VI)
İş Kazaları ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu
Giriş
İş hayatında işverenlerin karşılaşabileceği en ağır hukuki risklerin başında iş kazaları gelmektedir. Bir iş kazası yalnızca işçinin yaralanmasına veya çalışma gücünü kaybetmesine neden olmaz; aynı zamanda işveren açısından milyonlarca liralık tazminat davalarına, SGK rücu davalarına, idari para cezalarına ve hatta ceza yargılamalarına yol açabilir.
Uygulamada birçok işveren, iş kazasının meydana gelmesinin tek başına sorumluluk doğurmadığını düşünmekte veya iş güvenliği tedbirlerinin bir kısmını yerine getirmiş olmasının kendisini tamamen koruyacağını varsaymaktadır. Oysa Yargıtay ve iş hukuku uygulamalarında işverenin işçiyi gözetme borcu son derece geniş yorumlanmaktadır.
Özellikle son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının gelişmesiyle birlikte işverenlerin yükümlülükleri artmış; risk değerlendirmesi, eğitim, denetim ve koruyucu ekipman sağlama gibi konular yalnızca tavsiye olmaktan çıkıp hukuki zorunluluk haline gelmiştir.
Bu nedenle işverenlerin şu soruların cevaplarını iyi bilmesi gerekir:
- İş kazası nedir?
- İşveren hangi durumlarda sorumlu olur?
- İş kazası meydana geldiğinde ilk yapılması gereken işlemler nelerdir?
- İşveren kusursuz olsa bile sorumluluk doğabilir mi?
- SGK işverene rücu edebilir mi?
- İş kazalarında maddi ve manevi tazminat nasıl hesaplanır?
- Ölüm halinde işveren hangi risklerle karşılaşır?
- İş kazaları ceza davasına dönüşebilir mi?
- İşveren bu riskleri nasıl azaltabilir?
Bu makalede iş kazaları bakımından işverenin hukuki ve cezai sorumluluğu ayrıntılı olarak incelenecektir.
İş Kazası Nedir?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi iş kazasını tanımlamaktadır.
Kanuna göre işçinin:
- İşyerinde bulunduğu sırada,
- İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle,
- Görevli olarak başka yere gönderildiğinde,
- Emziren kadın sigortalının süt izni sırasında,
- İşverence sağlanan araçla işe gidip gelirken,
uğradığı ve bedensel veya ruhsal zarar doğuran olaylar iş kazası olarak değerlendirilebilmektedir.
Bu nedenle iş kazası kavramı yalnızca makineye el kaptırma veya yüksekten düşme gibi olaylarla sınırlı değildir.
Her Kaza İş Kazası Sayılır mı?
Hayır.
Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için iş ile bağlantısının bulunması gerekir.
Ancak uygulamada bu bağlantı oldukça geniş yorumlanmaktadır.
Örneğin:
- İşyerinde düşme,
- Servis kazası,
- Görev sırasında trafik kazası,
- Şantiye içindeki yaralanmalar,
iş kazası olarak kabul edilebilmektedir.
İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu Nedir?
Türk Borçlar Kanunu m.417 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene geniş yükümlülükler yüklemektedir.
İşveren:
- İşçilerin sağlığını korumak,
- İş güvenliğini sağlamak,
- Tehlikeleri önlemek,
- Riskleri azaltmak,
zorundadır.
Bu yükümlülük yalnızca kağıt üzerinde önlem almakla yerine getirilmiş sayılmaz.
İşveren Hangi Önlemleri Almak Zorundadır?
İşverenin yükümlülükleri oldukça geniştir.
Özellikle:
- Risk değerlendirmesi yapmak,
- İş güvenliği eğitimi vermek,
- Koruyucu ekipman sağlamak,
- Çalışanları denetlemek,
- İş güvenliği uzmanı görevlendirmek,
- Acil durum planları hazırlamak,
gibi yükümlülükler bulunmaktadır.
Bu önlemlerin belgelenmesi de ayrıca önemlidir.
Risk Değerlendirmesi Neden Önemlidir?
6331 sayılı Kanun kapsamında risk değerlendirmesi temel yükümlülüklerden biridir.
İşyerindeki tehlikelerin önceden belirlenmesi ve bunlara karşı önlem alınması amaçlanmaktadır.
Risk değerlendirmesi bulunmayan veya güncel olmayan işyerleri ciddi yaptırımlarla karşılaşabilmektedir.
İş Güvenliği Eğitimi Verilmesi Yeterli midir?
Hayır.
İşveren yalnızca eğitim verdiğini değil, eğitimin etkili olduğunu ve uygulandığını da gösterebilmelidir.
Mahkemeler çoğu zaman şu soruları incelemektedir:
- Eğitim verilmiş mi?
- Eğitim belgeleri mevcut mu?
- İşçi kuralları biliyor muydu?
- Denetimler yapılmış mı?
Bu nedenle eğitim kayıtları kritik önem taşımaktadır.
Koruyucu Ekipman Vermek İşvereni Tamamen Korur mu?
Hayır.
Koruyucu ekipmanın verilmesi tek başına yeterli değildir.
İşveren aynı zamanda:
- Ekipmanın kullanılıp kullanılmadığını denetlemeli,
- Uygunsuz davranışlara müdahale etmeli,
- Güvenlik kültürü oluşturmalıdır.
Yargıtay kararlarında bu hususlar özellikle vurgulanmaktadır.
İş Kazası Meydana Geldiğinde İşveren Ne Yapmalıdır?
Kaza sonrasında hızlı ve doğru hareket edilmesi gerekir.
Özellikle:
- Sağlık müdahalesi sağlanmalı,
- Olay kayıt altına alınmalı,
- Tanıklar belirlenmeli,
- Kamera kayıtları korunmalı,
- SGK bildirimi yapılmalıdır.
İlk saatlerde yapılan işlemler ileride açılacak davaların sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.
İş Kazası SGK’ya Bildirilmezse Ne Olur?
5510 sayılı Kanun gereği işveren iş kazasını yasal süre içerisinde SGK’ya bildirmek zorundadır.
Bildirim yükümlülüğünün ihlali halinde:
- İdari para cezaları,
- SGK yaptırımları,
gündeme gelebilmektedir.
İşveren Kusursuz Olsa Bile Sorumlu Olabilir mi?
Bazı durumlarda evet.
İş kazalarında sorumluluk değerlendirmesi oldukça geniş yapılmaktadır.
Mahkemeler yalnızca kazanın nasıl meydana geldiğine değil, işverenin tüm organizasyon sistemine bakmaktadır.
Bu nedenle işverenin kusurunun düşük olması her zaman sorumluluğun tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmemektedir.
Kusur Nasıl Belirlenir?
İş kazası dosyalarında genellikle bilirkişi incelemesi yapılmaktadır.
Bilirkişiler:
- İş güvenliği önlemlerini,
- İş organizasyonunu,
- Eğitim kayıtlarını,
- Çalışma koşullarını,
inceleyerek kusur dağılımı yapmaktadır.
Bu raporlar davaların en önemli delilleri arasında yer almaktadır.
İşçinin Kusuru Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?
Her zaman değil.
İşçinin kusurlu davranmış olması işverenin sorumluluğunu azaltabilir.
Ancak işveren gerekli önlemleri almamışsa işçinin kusuru tek başına yeterli olmayabilir.
Bu nedenle mahkemeler kusuru birlikte değerlendirmektedir.
SGK İşverene Rücu Edebilir mi?
Evet.
İş kazası sonrasında SGK tarafından yapılan bazı ödemeler, işverenin kusurunun bulunması halinde işverenden geri istenebilmektedir.
Buna uygulamada “rücu davası” denilmektedir.
Bu davalar işverenler açısından önemli mali riskler doğurmaktadır.
Maddi Tazminat Davaları Nedir?
İş kazası nedeniyle işçinin uğradığı ekonomik zararların giderilmesi amacıyla açılan davalardır.
Bu kapsamda:
- Çalışma gücü kaybı,
- Kazanç kaybı,
- Tedavi giderleri,
gündeme gelebilmektedir.
Özellikle ağır yaralanmalı kazalarda tazminat miktarları oldukça yüksek seviyelere ulaşabilmektedir.
Manevi Tazminat Davaları Nedir?
İş kazası nedeniyle yaşanan acı, elem ve yaşam kalitesindeki düşüş nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmektedir.
Mahkemeler olayın ağırlığına göre manevi tazminata hükmedebilmektedir.
Ölümle Sonuçlanan İş Kazalarında İşverenin Riskleri Nelerdir?
En ağır sonuçların ortaya çıktığı durum budur.
Ölüm halinde:
- Destekten yoksun kalma tazminatı,
- Manevi tazminat,
- SGK rücu davaları,
- Ceza soruşturması,
aynı anda gündeme gelebilmektedir.
Bazı dosyalarda toplam maliyet milyonlarca liraya ulaşabilmektedir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Hayatını kaybeden işçinin desteğinden yararlanan kişilerin uğradığı ekonomik kaybın giderilmesi amacıyla talep edilen tazminattır.
Genellikle:
- Eş,
- Çocuklar,
- Anne ve baba,
bu davaları açabilmektedir.
İş Kazaları Ceza Davasına Dönüşebilir mi?
Evet.
Özellikle ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan iş kazalarında savcılık tarafından soruşturma başlatılabilmektedir.
İşverenler, şirket yöneticileri, şantiye şefleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer sorumlular hakkında ceza yargılaması yapılabilmektedir.
Bu nedenle iş kazalarının yalnızca tazminat boyutuyla değerlendirilmesi doğru değildir.
İşverenler En Çok Hangi Hataları Yapmaktadır?
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Risk değerlendirmesi yapmamak,
- Eğitim kayıtlarını tutmamak,
- Koruyucu ekipman denetimi yapmamak,
- İş güvenliği kurallarını fiilen uygulamamak,
- İş kazasını kayıt altına almamak,
- SGK bildirimini geciktirmek,
- Kamera kayıtlarını korumamak,
- Olay sonrası hukuki danışmanlık almamak.
Bu hatalar işverenin sorumluluğunu ağırlaştırabilmektedir.
İşveren İş Kazası Risklerini Nasıl Azaltabilir?
Kurumsal bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurulmalıdır.
Özellikle:
- Düzenli eğitim,
- Etkin denetim,
- Güncel risk analizi,
- Belgelendirme sistemi,
- İş güvenliği kültürü,
oluşturulmalıdır.
Mahkemeler yalnızca belgelerin varlığına değil, uygulamanın gerçekliğine de bakmaktadır.
Sonuç
İş kazaları işverenlerin karşılaşabileceği en ağır hukuki ve mali riskler arasında yer almaktadır. Bir iş kazası sonrasında yalnızca işçilik alacağı veya SGK incelemesi değil; yüksek tazminatlar, rücu davaları, idari para cezaları ve ceza yargılamaları da gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yalnızca yasal zorunluluk olarak değil, şirketin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir risk yönetimi alanı olarak görmeleri gerekmektedir.
Önleyici tedbirlerin zamanında alınması, kayıt sistemlerinin eksiksiz tutulması ve iş güvenliği kültürünün oluşturulması, ileride doğabilecek büyük maliyetlerin önlenmesinde en etkili yöntemdir.
Kaynaklar
- 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.13
- 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- 4857 Sayılı İş Kanunu
- Türk Borçlar Kanunu m.417
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.49
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.56
- Yerleşik Yargıtay uygulamaları